18 Temmuz 2010 Pazar

Futbola Geri Dönüş..


Bu bloğu neredeyse kapatmak üzereydim ki tuttuğum takım olan Beşiktaş'ın Quaresma transferi ve daha sonrasında Guti transferi tabiri caizse içimde yeni bir ateş yaktı. Sadece Beşiktaş'ı değil tüm futbol dünyasındaki haberleri,takımları transferleri takip etmeye başladım yeniden. Dünya Kupasını Malum Neden(Dila Sultan) den dolayı neredeyse hiç takip edemedim.

Yayın gelirindeki beklenmeyen artış ile kulüplerin bütçesindeki doğru orantılı artış kulüplerimizin daha kaliteli yabancı oyuncuları yavaş yavaş


Türkiye'ye getirmesiyle sonuçlanıyor. Bu kalite artışı yıllar boyu devam ederse ligimizin kalitesi ve popülerliği artacak ve daha da kaliteli hocalar daha da kaliteli yabancılar ülkemize gelecek.

Yıllar boyu savunduğum birşey vardır. Avrupa'daki hiç bir takımın Beşiktaş,Galatasaray,Fenerbahçe kadar taraftarı yok. Sadece Türkiye içinden bahsetmiyorum. Özellikle de yurt dışında yaşayan Türkler büyük bir gelir kaynağı aslında.

Takımlarımız bütün altyapısızlığa rağmen Avrupa'da daha da başarılı olacaklar kanımca.

Gelelim renklerine vurulduğum takımım olan Beşiktaş'a. Buradan kulübümüz,takımımız(Bu dönemde transferler) hakkında buradan nacizade yorumlarımı yazacağım ve Twitter'da da yayınlayacağım.


12 Nisan 2010 Pazartesi

FUTBOLUN GELECEĞİ...













Real Madrid-Barcelona nam'ı değer El Clasico'yu canlı izleyemedim. Gece tekrarından izledim ama skoru bilince tabi ki canlı tadı alamıyorsun. Barcelona'da eksik oyuncular vardı ama sahada onları arayan oldu mu? Barça'nın taktiğini ilk başlarda anlayamadım. Daha doğrusu garipsedim. Bu şekilde daha önceden oynadılarmı bilmiyorum ama Bunu da hakkını vererek oynadılar Vallahi. Düşündüm sonra nasıl başabiliyorlar tüm bunları diye... Evet abi sistem. Ama sadece oyun içi sistemi değil. Tüm kulübün bir sistemi var.
Henry bu takımın önemli bir oyuncusu ama yavaştan yaşlanıyor değil mi? Altyapıdan hemen onun yerine oyuncu yetiştiriyorlar. Bunu 1 seneye sıkıştırmıyorlar. 3-4 senedir planlıyorlardır eminim. Pedro'dan bahsediyorum. Gelecek sene eminim devamlı ilk onbir oynayacak.
Geriden gelen oyuncuların önünü açıyorlar. Messi geliyordu,Ronaldinho'yu yolladılar. Deco'yu yolladılar, Iniesta ve Xavi Tavan yaptı.
Kadrolarına bakıyorum. Valdes-Puyol-Pique-Xavi-Iniesta-Pedro-Messi-Bojan bilmediğim var mı? Bu kulüp dünyanın en iyi ilk 5 kulübünden biri. (Şu anda1.) Ama bu işin futbolcu alıp satmakla değil altyapıdan itibaren aynı sistemi oynayan futbolcuları yetiştirerek başarılı olmayı biliyor. Bizden bir takım da onların yaptıklarına biraz yeltense bari diyorum... En azından biraz buna çalışsalar...
Bu arada C.Ronaldo'nun Messi'ye göre daha fazla meziyetleri olduğunu savunurdum. O ilk golde Xavi'nin pası kadar Messi'nin göğsüyle düzelterek adam geçmenin nasıl olacağını tüm dünyaya göstermesi... Herhalde Gelmiş Geçmiş en iyi futbolcu demeye kimse çekinmez artık...

28 Mart 2010 Pazar

''EL CLASICO''

GALATASARAY 0-1 FENERBAHÇE

Ne Maçtı Ama....

Uzun zamandır Bir Beşiktaş'lı olarak bu kadar zevkli bir maç izlememiştim. Maçın başında yenilen şok gol. Sonra Ernst'in acemice yaptığı penaltı sonrası 2-0 geriye düşüş.. Galibiyet beklediğim maçta tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu benim için. 2-0 dan sonra Eskişehirspor 10-15 dakika oyuna hakim oldu,Beşiktaş'ı çıkartmadı. Ondan sonra ne olduysa Beşiktaş canlandı. Kanatları kullanmayı akıl ettiler ve yine bir kanat akınıyla Nihat'ın golü geldi. İlk yarı 1-2 bitince tüm Beşiktaş'lılar 2. yarı için ümitliydi. Ancak bu sene 3 golü aynı maçta pek göremediğimiz için zor olacağı belliydi. 2.Devre M.Denizli tam anlamıyla dizginleri serbest bıraktı. Orta saha üçlüsü ileriye destek verme serbestliğine kavuşunca Ernst ve Fink'in hücumda da etkili oyuncular olduğunu ilk defa gördük. Beşiktaş ilk defa hem hücumu hem defansı takım olarak yaptı. Özellikle hücumda risk aldı ve fazla adamla saldırdı. Bunun karşılığında 3 gol attı ve en az 3 gol daha atabilirdi.

Beşiktaş'da en iyi oyuncular Ernst-Fink-Toraman üçlüsü ve Bobo'ydu. Bobo maç boyu çok gezerek kendisini adam adama tutan oyuncuyu hem yordu hem de yerini boşalttı.

Bütün bunlara rağmen 2 gol yenilmesi,acemice hatalar Beşiktaş için gelecek haftalar için iyi sinyaller değil. Beşiktaş'da Ernst ve Fink e çok yük biniyordu. Onun için bu iki oyuncu 4-5 haftadır sallanıyordu. Bunu tespit eden Denizli onlara destek 3-4 haftadır defansın önüne İ.Toraman'ı monte etmişti. Bu iki oyuncu dün fizik olarak kendilerini toparladıklarını gösterdiler. Ama bu sefer Ferrari-Sivok ikilisi sallanmaya başladı. Fizik olarak Özellikle Ferrari yerlerde sürünüyor. Golde de görüldüğü üzere... Bu ikili de kendine gelirse Beşiktaş en azından 2. olup Şampiyonlar ligi biletini alabilir diye düşünüyorum.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Başkan Adayları Ve Yöneticiler..



Bizim milletimiz bırakın uzak geçmişi yakın geçmişini hatta dünü bile çok çabuk unutuyor. Yıllardır Başkanımız Olan Yıldırım Demirören bu kadar hata yapmasına,kulübü borç batağına sürüklemesine rağmen 3-5 galibiyetin ardından ''Özverili Başkan'' damgası vurularak seçimlerde yeniden en güçlü aday olabiliyor.


Beşiktaş Başkan Adaylarından diğeri Murat Aksu yönetiminde birlikte çalışacağı yönetici adaylarını yavaş yavaş açıklıyor. Daha önceden açıkladıkları isimler Cumhurbaşkanlığı eski başdanışmanı ve RTÜK Kurucu Başkanı Ali Baransel,Baymak Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Murat Akdoğan ve BAĞFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Yahya Kemal Gençer idi.


Son açıkladığı isim ise Emre Berkin.


Emre Berkin kimdir? Bir siteden copy paste yaptığım kadarıyla :)


Ankara'da 1961 yılında doğan Emre Berkin, 1982 yılında ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden mezun olmasının ardından 1984'te yüksek lisans eğitimini Şikago DePaul Üniversite'nde tamamladı. Emre Berkin, 1993 yılında şirketin Türkiye operasyonunu kurmak üzere Microsoft'a katıldı. 2006 yılına kadar Microsoft Avrupa Orta Doğu ve Afrika (EMEA) Bölgesi Başkan Yardımcısı ve Microsoft'un Orta Doğu ve Afrika (MEA) Bölgesi Başkanlığı görevlerini yürüten Berkin bu süre boyunca 79 ülkenin sorumluluğunu üstlendi. Halen şirket yönetimi, iş geliştirme, uluslararası açılım ve yatırımlar konularında bağımsız danışmanlık yapan Emre Berkin, 2007 yılında, Türkiye Bilişim sektörünün gelişimine yaptığı önemli katkılar nedeniyle, Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) ve TBD (Türkiye Bilişim Derneği) tarafından verilen 'Yaşam Boyu Hizmet' ödülünün sahibi oldu. Emre Berkin, sürdürdüğü çeşitli danışmanlık hizmetleri ve projelerin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri ve İngiltere, Türkiye'de de Doğuş Grubu ve Anadolu Endüstri Grubu bünyesindeki şirketlerde yönetim kurulu üyesi olarak yer almaktadır.


Murat Aksu'nun açıkladığı hedef Profesyonel,yenilikçi ve kurumsal bir futbol kulübü yönetimi.
Bunu sağlamak için bulduğu yöntem ise kendi alanlarında çok başarılı olmuş iş adamları-yöneticileri Kulüp bünyesinde toplamak.
Sonuna Kadar Murat Aksu'nun desteklenmesi gerekiyor. Şuandaki Başkan Demirören'in başkanlığı öğreneceği falan yok.

KÜÇÜK HEDEFLER







Beşiktaş-CSK Moskova maçını dikkatlice izledim. Bir defa Sahadaki 2-3 futbolcu dışında bu maçı çok önemseyen kimse yoktu. Bunu bana kimse anlatamaz. Maçta Ernst ve Özellikle Fink maça çok iyi konsantre olmuştu ve ilk 20 dakika bu iki oyuncuya Bobo'nun hırslı oyunu katılınca baskılı oynayan bir Beşiktaş İzledik. He zaman derim çok iyi oynarken golün gelmesi gerek. Tello karşı karşıya kaçırdı ve maçın dönüm noktası oldu bu. İlk 20 dakika sonunda rakip takım dengeyi kurdu ve hızlı paslarla devamlı açık aradı.






Türkiye liginde Alex'i adam adama 90 dakika tut bunu anlarım çünkü Alex Takımının hücum gücünün yarısı ancak Avrupa takımları daha çok takım futbolu oynayıp toplu hücum yaptıklarından dolayı Toraman'ın birebir oynaması Beşiktaş orta sahasını 2 kişiye düşürdü. Maçta Toraman'ın tuttuğu futbolcu Beşiktaş defansına yakın oynamaya başlayınca Toraman 'O'nu takip edeceğim diye defansı beşledi.

Hocamız maç boyu bundan vazgeçmeyince 2 takım da 10'ar kişi oynadı ancak takım oyununu çok daha iyi oynayan takım CSK Moskova Şampiyonlar Ligi 2. tur vizesini almış oldu.

Beşiktaş maç boyu galibiyet için 2-3 gol pozisyonu harcadı ve herkes der ya Zaten O kadar yakalayabilirsin atmalısın diye malesef atamadık.


Maçın benim için anlamı bunların hepsinden daha farklı. Beşiktaş Camiasından,taraftarına ,futbolcusuna kadar bu maçta 'UEFA ligine' devam etmezsekte bir şey olmaz ligde toparlandık'' düşüncesindeydi. Tribünler dolu değildi ve ''sinirli'' Beşiktaş taraftarı rakip takım oyuncusunu oyundan çıkarken alkışladı. Maç bitiminde kendi takımına destek verdi. Bunların hepsi bu maçın çok da önemli olmadığı düşüncesinde olmalarındandı. Oysa ki Avrupa'da devam etmek hem maddi yönden çok avantajlı hem de takıma vereceği extra özgüven vb çok önemliydi. Beşiktaş takımının amacı Sadece Türkiye Ligini kazanmak ise ben buna 'Küçük Hedefler' derim ve Bunu Camiamıza hatta kendime yakıştıramadım.

Bunların dışında sahada bir oyuncu vardı Milos Krasic adında. Uzun zamandır bu kadar iyi bir oyuncu izlememiştim. Fizik,Güç,Hız,Serilik,Pas,Oyunu Okuma,Şut,Gol. Daha nasıl anlatsam ki.
Gelecek Yılların Süperstarı olacağına eminim.








7 Aralık 2009 Pazartesi

Şampiyonluk Yarışı...

Abi neler oluyor böyle... Fenerbahçe çok kötü.. Kötünün de ötesinde camia sarsıldı. Kötü sonuçlar, futbolcuların gece hayatı, kazalar. Çok para verilen ama verim alınamayan Bir Carlos Bir Guiza...Hatta Mehmet Topuz... Ve eli kolu bağlı başkan ve yöneticiler. Ne yapsınlar ki? Guiza mutlu değilim diyor, çok kötü oynuyor ama yok pahasına yollayamazlar ki? Roberto Carlos sadece yurt dışında söyleyip burada yok öyle birşey dediklerini yurt içinde de söyledi ve devre arasında gidecekmiş.



Fenerbahçe gerçekten zor durumda. Gündem Değiştirme Uzmanı Başkan'ı Aziz Yıldırım yine gündemi değiştirdi ve Fenerbahçe'nin bu durumunu Federasyonun tutumuna ve Hakem Kararlarına bağladı. Kulüpler Birliği başkanlığından istifa ettiğini ve artık Rahatça Herkese Saldırabileceğini Deklare etti. Kendi kulübünün haklarını aramak istemesi açısından haklı ama O üslubu yok mu o Üslubu. Herkesi kendinden ve de daha da önemlisi Fenerbahçe'den soğutan Başkan olarak anılacak yıllar boyu..


Aslında herşey 3 maç üst üste kazanınca durulacak. Çünkü önemli olan saha başarısıdır ülkemizde. Şu 3-4 haftadır Fenerbahçe özellikle orta saha -hücum oyuncuları çok formsuz. Sezon başı Beşiktaş'ın sorunlarıyla örtüşüyor aslında. Fenerbahçe Beşiktaş'ın aksine Bireysel Oyuncu performansına dayalı bir oyun biçimi olduğundan 3-4 oyuncu birden aynı anda formsuz olursa çok kötü oynayabiliyor. Rıdvan Dilmen'in devamlı söylediği bir şey vardı. Fenerbahçe'nin orta sahasında Appiah,Aurelio,Tuncay forvetinde Pier,Anelka oynarken şimdi Dos Santos,Baroni,Guiza,Semih oynuyor. Kalite olarak geriye gittikleri aşikar yine de Formda olduklarında Sonuna kadar gideceklerini düşünüyorum.
Galatasaray'da ise durum daha da bir garip. Baros sakatlandıktan sonra gol yollarında çok geriye düşüler. Rijkaard daha dirençli bir orta saha düşüncesi ile mücadeleci ama 'kazma' oyunculardan orta üçlüyü kurunca hücum işi sadece ileri üçlüye kaldı. Keita zaten gol adamı değil,kulvarını kapatırsan takımını 1 kişi eksik oynatan oyunculardan.Nonda formda değil geriye kalan Arda ise bu yükü kaldıracak oyuncu değil.
Beşiktaş senenin en iyi ilk devresini oynadı Diyarbakır karşısında. Uzun zamandır izlediğim en iyi futboluydu takımımın. İzlerken Mest oldum. Kesin Şampiyon oluruz biz dedim ama maç sonucu 0-0. Beşiktaş'ın Defansif anlayışı gerçekten müthiş ancak hücum anlamında yeterince kaliteli futbolcusu yok kanımca. Ya Holosko oynamaya başlayınca çok iyi performans sergileyecek, ya da seneye başka bir takıma gidecek, Hücum yönü olan asist yapabilecek ve goller atabilecek bir sağ ön oyuncusu Beşiktaş'ı hücum yönünden ileriye götürebilir. Nihat ve Tabata senenin hayal kırıklıkları. Ancak iki oyuncunun da ortak özelliği hazırlık kampına katılmamış olmaları. Devre arası kampında formlarına kavuşabilirler. Bir de Nobre'yi artık yollamak lazım....
Ligimizde gittikçe fizik gücü ve mücadele artmaya başladı ve büyük takımlar dışındaki takımlar sadece koşarak,efor sarfederek büyük takımlarla mücadele etmeyi başarıyorlar. Beşiktaş,Fenerbahçe,Galatasaray oyuncuları bilmeli ki artık onlardan daha fazla koşmayı becerebilen oyuncularla,sıkı markajlarla,sertliklerle karşı karşıyalar. Sadece daha teknik,daha zeki oyuncu olmak günümüzde yetmiyor,çok fazla koşmak, koşarken de zekanızı kullanmak zorundasınız.